Senin için bir şey var...

Sana Bir Şey Söylemek İstedim

Bu mektup, yalnızca senin için yazıldı.
Bu satırları, sadece senin için kodladım.
Acele etme. Her sayfayı hissederek oku.

Bir Şeyler Yazmam Gerekiyordu Sayfa 1 / 5
Sayfa I

Uzun Bir Aradan Sonra Merhaba

Bunu yapmalımıyım yoksa yapmamalıyım hiçbir fikrim olmamakla beraber, etrafımda aklı başında kime sorduysam (Selo falan yani) yapmamam hususunda fikir belirttiler. Yani boşver ne yazıyorsun gibisinden. Aslında ben bir mektup yazmıştım baya böyle aldım elime kalemi 2-3 sayfa bir mektup yazdım ama hem fiziksel mektuba koymak istediğim resimleri koyamazdım hem de belki başkası görür başın yine benim yüzümden biraz ağrır diye o mektubumu yırttım attım.

Çok uzun zaman sonra işte bu bayram tatilinde aklıma bu yöntem geldi. Masamda duran kurbağalar, masamın çekmecesindeki patik, bir demet nane, kaymak ve süt reçelini aynı gün görmemin ardından artık dedim bunu kesin yapmalıyım. Yapmam muhtemelen bayramın sonunu bulacak ama yapmaya karar vermem yaklaşık 8 sn mi aldı. Ayrıca aklıma şu da geldi Allah (peygamber de olabilir) demiş ki bayramda küsleri barıştırın dargınların arasını düzeltin. Biz kimiz ki ! gibisinden düşündüm o da biraz bana cesaret vermedi değil.

Masamdaki kurbağalar

Gofret bunları biraz devirdi falan ama hala buradalar

Neyse yani bir şeyler yazmam gerkiyordu...

Sayfa II

O Dönem...

Konuşmadığımız yazışmadığımız ya da hiç birbirimizden haberimizin olmadığı o zaman aralığı senin için nasıl geçti hiç bir fikrim yok ama benim için duygusal olarak tam bir boşluktu. Sporu fazlası ile astım çünkü sabah kalkmak için kendi motivasyonum kendime yetmedi senin de olman çok fark ediyordu. Yollar çok sıkıcı ve uzun geçmeye başladı, sana yazarken otobüsün bir yerlerine kafamı vurmadığım için muhtemelen. İş desen iyice monotona bağladı. Gidiyorum masama oturuyorum en iyi yaptığım şeyi yapıyorum kod yazıp insanlara sinir oluyorum. Eskiden sen varken sana anlatıyordum senle konuşmayı bıraktıktan sonra Volkan Konağın dediği gibi "çekilmez bir adam oldum yine". Tıraş oluyorum eğğğh diyorum sanki ne özeniyorsun, bir şeyler başarıyorsun 3-5 sn sürüyor sevincim. Çünkü bütün bunlar anlttıkça anlam bulan şeylerdi.

He tabi birçok şey daha var ama aklıma bir çırpıda bunlar geldi aklıma.

· · · · ·
Volkan Konak
Küçük Serdar

Sende durumlar nasıl bilmiyorum ama -> .

Sayfa III

Sen...

Senin hakkında hiçbir şey bilmiyor olmak beni fazlası ile endişelendirdi. Yine hasta mısın, o bayırı çıkarken nefes nefese kaldın mı. O meymenetsiz hocan yine seni sinir etti mi, staj nasıl gidiyor, lanet kpss'de ne durumdasın. Hayat genel olarak nasıl, benimle konuşmaya hiç ihtiyacın oldu mu olmadı mı, yapabileceğim bir şeyler varken acaba yapamadım mı gibi sorular içimi kemire dursun. En azından birer vedayı hak edecek kadar birbirimize değer verdiğimizi biliyordum.

Bazen aklına gelebilir neden ben diyebilirsin. Bazı durumlar neden barındırmaz, zaten neden barındırmayan sevgiler değerlidir. Yani birisini bir nedenden ötürü seviyorsan veya değer veriyosan o neden ortadan kaybolduğunda sevgin veya verdiğin değer biter. Merak etme bir nedeni yok. Seni de en çok tedirgin eden şeylerden birinin bu olduğunun farkındayım neden neden neden...

Aslına bakılırsa benim birkaç fikrim var konu ile alakalı biraz derinleşeceğim şimdi

Neden ben

Ehe

Neden ?

Sayfa IV

Neden...

Lafı hiç dolaştırmadan benim nedenimi kendimden, ve bildiğim kadarıyla senden de pay biçerek anlatayım. Yaşadığımız hayatlar, hissettiğimiz duygular, geçirdiğimiz çocukluklar ve sırtımıza yüklenen ailelerimizin yükü. Şimdi anlatacağım duyguların aynılarını veya çok benzerlerini yaşadığını biliyorum. Ebeveynlerimizin birbirini hiç sevmediği bir ortamda büyümüş birisi olmak, bazen bunun suçunun bile üstümüze atıldığı bir ortamda yetişmek. Zaman geçtikçe büyük çocuklar olarak bizim de çocuk olduğumuzun unutulması, ailenin maddi ve manevi yüklerini taşımak zorunda kalmak veya taşıyabilecek meslekler edinmek için zorlanmamız. En ufak hatamızda hiçbir töleransımızın olmaması, büyük ve bizi etkileyen hiçbir önemli konuda fikrimizin umursanmaması. Ve bütün bunlar yapılırken bunların büyük çocuklar olarak sadece bize yapılması. Bir hasetlik söz konusu olamaz ama yani neden bize böyle. Bütün bunlar ezile ezile altında kaldığımız ya da geceleri bizi bazen tavana baktıran gerçekler diye düşünüyorum.

Biz ikimiz de hem birbirimize karşı hem de çevreye karşı komik-neşeli insanlarız, gülüyoruz eğleniyoruz. Ama bütün bu komikliğin, güleçliğin arkasında bir detay var. Çok gülen insanlar genelde yalnız ağlarlar. Bundan tam olarak eminim.

İşte tam da burada bütün bu yazdıklarımı nedenimle birleştiriyorum. Göz güzel görüneni, kalp hoşuna gideni, ruh kendine benzeyeni sever. İşte tam bu yüzden seni kaybedince, bana uzak durmam gerektiğini söylediğinde, sen de hak verirsin ki fazlası ile dağıldım. Saygıdeğer annen ile maalesef tatsız bir sohbet etmek zorunda kaldık belki haberin vardır belki yoktur, ben çok ısrar ettim sanırım, o zaman farkında değildim ancak sonradan düşününce verdiği tepkinin dozu yüksek olsa da yaklaşım olarak biraz doğru. Tabi sınav sonrası için aynı şeyi söyleyemeyeciğim. Ancak dediğim gibi zaten ben senden bir süre vazgeçmeyi göze almışken sonsuza kadar vazgeçmek zorunda kalacak olmak bir parçamı kaybetmek gibi geldi. Bütün bu süreçte benim yüzümden üzüldün, tepki ile karşılaştın, başın ağrıdı bunlara sebebiyet vermiş olmayı dilemezdim.

Dün bugün yarın

İşte bütün bunlardan dolayı sen yazma desen de iki günde bir yazdım. Sadece merak ettim hasta mısın, iyi misin, psikolojin nasıl bir şeye ihtiyacın var mı yok mu. Yani ben sevdiğim birisi ile konuşurken duramıyorum bence öyle de olmalı. Cünkü...

Sayfa V

Sadece Bir Konuşma Olmamalı

Yani şöyle anlatayım ben küçük konuşmalardan nefret ederim bana samimiyetsiz gelir. Onun için sevdiklerime rahatsızlık verecek derecede yazarım. Zaten 3-4 taneler... Yani ne biliyim uzaylılar hakkında, büyüler, ölüm, atomlar, hayatın anlamı, çook uzaktaki galaksiler, küçükken söylediğimiz yalanlar, bizi inciten şeyler, favori kokun, çocukluğun, Geceleri seni ne uyanık tutar, nerede güvensiz hissedersin, korkuların neler. Yani şöyle ki ben çok derin konuşmayı severim duygu ile konuşulması, kendinden bir şeyler katılmasını isterim. Sadece o gün ne olup bitiği bana haber bülteni gibi geliyor. Onun için evet sana sen bana yazma desen de yazdım. Konuşmayı bıraktık, yazmamam gerektiğini biliyorum ama şöyle bir söz geçer Kuyucaklı Yusuf'ta;

İki insanın tanışması kadere bağlıdır ama yan yana kalmaları onların gayretine bağlıdır. İşte bu mektup, burada arkada çalışan 500-1000 satır kod benim gayretimin en üst seviyesi.

He aslında Metromall a kadar geldim, bir demet nane almıştım. Bir de bir yerden gelen 2-3 çeşit süt reçeli vardı evde onları da getirmiştim. Seni arayıp çağırmak istedim ancak hem senin hem de annenin nasıl tepki vereceğini bilmediğimden vazgeçtim. Bir öncekinde ben gelemiyorum diye ağlamaklı açtığın o telefonda içim paramparça olmuştu. Belki yine benim yüzümden başın belaya girer veya bir problem yaşarsın diye telefonuma ismini yazdım ama arayamadım. Naneleri kendime sinirimden yedim. Süt reçellerinide ordaki iki küçük çocuğa hediye ettim ve geri döndüm.

Cümlelerimi bitirken şunları da eklemek isterim. Benim için bu mektubu son yaşadığımız olaylardan sonra yazmak bile fazlası ile zordu ama yine de sen buralara kadar okuduysan minnettarım. Umarım biraz olsun kendimi anlatabilmişimdir... Bütün bunları da bana bir cevap ver diye kaleme almadım, yani kodlamadım daha doğrusu. Takdir senin elbette. Yalnızca herhangi bir durumda iyi veya kötü maddi ya da manevi bana ulaşabileceğini bil yeterli. Bütün bunlarla beraber senin ve ailenin bayramını kutlarım...

Umarım hem senin hem de ailenin sağlığı, sıhhati ve keyfi yerindedir. Sağlıcakla kal, sınavında başarılar dilerim.

İhtimalin heyecanı

Seni hep seven ve değer veren,

A. Serdar
Mart, 2026